Selamlar,
Artık pek sık yazmaya başladım. İlham falan geldiği için değil, olayların ve hafızamızın önüme getirip koyduklarından dolayı. Bir yerden veya yaştan sonra ilham gelmesi için çalışılır der Ahmet Ümit. Neyse ki hâlâ o yaşlarda değilim, istemsizce yazıya, yaşama, geleceğe dair içim kıpır kıpır olabiliyor. Dünyada bu duygu ve coşkunluğa sahip olmaktan daha güzel pek az şey vardır sanırım.
Bugün 28 Ekim 2025. Ekimler, Kasımlar, Nisan, Mayıs, Ağustoslar.. çocukluğumdan beri normalin çok üzerinde hisler duyumsadığım ve gündeliğin sıradanlığından beni çekip çıkaran olayları anımsamamı, yad etmemi sağlayan aylar. Yarın cumhuriyeti ilan edecek büyüklerimiz. 🙂 Böyle denir hep. İçinde bulunduğu koşullarda elbette önemi, başarısı, ufku ve vizyonu asla yadsınamaz bir başarıdır cumhuriyet. Fakat biraz eleştirel bakmamız gerekmiyor mu? En azından kendimi bildim bileli gündeminin asla umut vermediği bir ülke neden böyle diye sormamız gerekmiyor mu?
Şurası muhakkak ki ilk meclisin açılışına giden yol çok şereflidir. Bütün varsıl veya yoksulluğuna rağmen "gidiyoruz" diyerek yola çıkan atalarımız; çok şereflidir. "Uçurumun kenarında yıkık bir ülkeyi" ayağa kaldıran insanlar; şereflidir. Sadece batılı tarzda değil aynı zamanda ötesinde hayaller, vizyonlar geliştiren ve topluma bunu mal eden, toplumu sürükleyen idealler... tartışmaya kapalıdır. Bu olağanüstü başlangıca rağmen dağılan bir imparatorluktan ayrılan devletler içinde bir devlete en çok benzeyen devletimiz neden hiçbir yaşamsal sorununu çözemedi? Cevap bence yine o dağılan imparatorlukta ve onun dünyadan, gelişmelerden kopuk, istibdatla tutabileceğini sandığı toplumsal yapıda saklı. Bugün dünyanın en problemli yerlerine bakarsanız, Ortadoğu, Türkiye, hatta balkanlar... buradaki halkların yıllanmış bir umutsuzluğu, bir problem çözememe hali var. Hele ortadoğu, tartışma götürmez bir örnek olarak karşımızda duruyor. Bütün bunlara Osmanlı'nın insanları, onların gelişimini, eğitimini ve saray entrikasıyla devleti yıllarca dışarıya kapatmasının sebep olduğunu düşünüyorum ben. Bugün hâlâ insani gelişmişlik endeksinde ortadoğunun onca kültürel zenginliğe rağmen esamesi okunmuyorsa, Türkiye potansiyelinin çok altında bir yerdeyse, balkanlar diken üzerinde yaşıyorsa... hepsinin altında yatan sebep yıllarca insanlarının ihmal edilmesi ama şimdilerde büyük oranda halka dayalı yönetimlerin olması.
Cumhuriyeti, bizi kısmen buradan uzaklaştırmayı başardığı için ayrıca başarılı buluyorum. Üstelik benzer insan kaynağına haiz olmamıza rağmen. Yarın 102 yaşına girecek ama ufku ve vizyonu itibariyle 102 yıl önceki ufku ve vizyonunun çok gerisinde olan cumhuriyet, hak ettiği yeri biz gençlerle dünya sahnesinde alacaktır. Aydınlık, halis, dünya standartlarının ötesinde becerilere sahip evlatları en onulmaz zamanda imkansızı başaran cumhuriyeti tarih sahnesine gecikmeli olarak çıkaracaktır. Bunu yaptığımızda bizden önceki nesillerin bencilliğini ve hiçbir sorunumuzu çözemeyen o muazzam beceriksizliğini haykıracak, her keresinde telin edeceğiz. Ahlaken, vicdanen ve zihnen onların ilerisinde olduğumuzu, gündelik çıkarlar yerine sonraki nesilleri gözeterek yaşamanın erdemini önce bizden önceki nesillere, ardından bütün dünyaya göstereceğiz. Her zaman söylediğim gibi; bizden önceki nesillerin o utanç verici benciliiğinin aksine, cehaleti, yoksulluğu ve aptallığı yeneceğiz; yıldızlara ulaşacağız.
28.10.25
