Bir Dava Nasıl Yaşanır? Fahreddin Paşa Örneği
Bir Dava Nasıl Yaşanır? Fahreddin Paşa Örneği

Selamlar,

Yine bir Türkçe yazıyla karşınızdayım. 🙂 Benim için çok iyi oluyor aslında. İngilizceye göre gayet tabiidir ki kendi anadilimde daha fazla kelime ve ifade biçimi bildiğimden, kelime dağarcığımın ifade biçimimi sınırlaması gibi durumlarla nadiren karşılaşıyorum. Bir de Türkçenin estetiğini daha fazla beğeniyorum. Benim güzel ve yalnız ülkem; benim güzel ve yalnız sesim. Üniversite son sınıfta bir istatistik görmüştüm, Türkçenin onca güzelliğine ve derinliğine karşın günlük hayatta insanlar sadece 200 dolayında kelimeyle konuşuyordu o zamanlar. Şimdi durum nasıldır bilmiyorum ama daha iyiye gitmediğine, yani kelime sınırının 200+ olmadığına neredeyse eminim. Yalnızca bu yüzden şimdilerde öğrendiğim ve bu minvalde öğreneceğim bütün birikimimi, gücümü çoktan seçmeli test yaşamına mecbur bırakılan ve belli kritik becerileri, mesela eleştirel düşünme, yazma, kendini farklı ve daha zengin bir çeşitlilikle ifade etme gibi becerilerini geliştiremeyen gençlerin bu becerilerini "teknoloji destekli" yaklaşımlarla geliştirmeye çalışacağım. Buraya kadar yazdığım şeylerin yazının başlığıyla alakası yok biliyorum ama iki satır fazla yazmanın ne zararı olur ki, hem yazıdaki kahraman da eğer onu doğru tanımışsam -ki şüphem yok- gençlere duyarlı olmamızı isterdi. Selam olsun ona..

Dünyanın dört bir yanında çeşitli görüşler var ve bu görüşlerin pratikte hayatımıza yansıması kaçınılmaz. Örneğin Türkiye'de ana akım birkaç görüş var ve sürekli birbiriyle kavga ediyorlar veya bizim yanımızda öyleler. Kendilerini ilgilendiren hemen her şeyde yanyana durmayı çok iyi beceriyorlar. 🙂 Elbette bununla ilgilenmiyorum ama sürekli bir şeylerin peşinden giden ve buna da "dava" diyen kişilere şunu sormak gerekiyor sanırım: "Bir dava nasıl yaşanır?" Bir dava, onun getirdiği zenginliği istismar etmekle mi, kendisine benzeyen kişilere iltimas tanıyarak mı yoksa "dava" dediğin şeye halel gelmemesi için ruhunu, varlığını ona teslim etmekle mi yaşanır? Madem gençlerle açtık, gençlerle devam edelim. Hangi senaryo gençlere örnek teşkil etmelidir? Gençlerin önüne hangisini ilham kaynağı olarak koymalıyız?

Şurası kesindir ki insanın hayatında uğrunda kendisi için önemli sayılacak şeylerden vazgeçmeyi göze alacağı değerler olmalı. Sanırım dava denen şey de bu tür şeyler oluyor. O zaman tekrar sormama izin verin: "Bir dava nasıl yaşanır?" Gelin cevabı tarihimizin en kudretli ve örnek teşkil edecek figürlerinden birinden alalım.

Birinci dünya savaşı sıralarıymış. Medine şehrinin muhafızı olarak atanan Fahreddin Paşa (Türkkan) şehirdeki sükuneti sağlamak ve şehri savunmak için en yüksek yetkili olarak görevlendirilmiş. Onu kimler görevlendirmiş bilmiyorum ama bu görev için daha uygun kişinin olmayabileceğini düşünüyorum. Manen seçilebilecek en uygun kişiyi seçip görevlendirmişler. Osmanlı'nın mutlak yenilgisiyle sonuçlanan savaşta birçok yeri kaybettiğimiz gibi Medine'nin İngilizlere verilmesi kararlaştırılmış. Padişah tuğralı bildiri Fahreddin Paşa'ya geldiğinde "Medine'nin sahibi ben değilim ki şehri vereyim, Medine'nin sahibi işte orada yatıyor" diyerek İslam peygamberi Hz. Muhammed'in (SAV) kabrini göstermiş. Fahreddin Paşa'nın sarayda çok ciddi bir saygınlığı olacak ki İngilizlerden paşayı ikna etmek için biraz zaman istenmiş. Fakat ne çare zaman geçtikçe en ufak bir çözülme olmamış. En sonunda şehre giren gıdayı kesmiş ve paşanın askerleriyle buna dayanamayacağını düşünmüşler. Aradan aylar geçmiş, yine en ufak bir çözülme yoktur. Sonradan anlaşılmış ki paşa ve ona sadık askerleri hiçbir gıdanın ve suyun girmesine izin verilmeyen Medine'de çekirge toplayıp yiyerek hayatta kalmayı başarmışlar. Su ihtiyacı olarak da atların sidiklerini içiyorlarmış. Aradan haftalar geçmiş ve dolayısıyla İngilizlerin sabrı tükenmiş. Saraya baskılar artmış ve Fahreddin Paşanın görevden alınması sağlanmış. Buna rağmen paşanın öyle bir saygınlığı varmış ki şehir sakinlerinin tepkisini çekmemek için paşanın kendisinin şehirden çekilmesini beklemişler. Güçten, takatten kesilen paşada yine en ufak bir çözülme emaresi yoktur. Dayanamayıp sormuşlar: "Ya gerçekten çok destansı bir direniş gösteriyorsunuz ama görmüyor musunuz her şey bitti. Neden şehri teslim etmiyorsunuz?" Etrafındakilere dönüp her hatırladığımda benim içimi titreten şu sözü söylemiş: "Ben, birçok kez rüyamda Hz. Peygamberi gördüm. Bana şehri terk etmeyin, vermeyin dedi. Bunun için söz aldı. Ben buradan ayrılamam, Yesrib'i terk edemem, düşmana veremem. Bu akidi bozamam." Gel de buna karşı koy şimdi. Ellerinde artık kendilerini bile savunacak silah/alet olmadığı halde otoritesini gösteriyor, zaman zaman peygamberin kabrine gidip derviş hayatı yaşıyor ve kendisinin hâlâ şehirde olduğunu, kendi ruhunun orada bulunduğunu dosta-düşmana hissettiriyormuş. En sonunda iş artık sona doğru gelmiş ve son bir uyarıyla şehri terk etmesi istenmiş. Bunun üzerine artık sonun geldiğini gören Fahreddin Paşa etrafında ona sadık askerlere "Yarın sabah bulabildiğiniz kadar kesici-delici alet bulun ve bayraklarınızı getirin. Şehrin ortasından bizi almaya gelecek düşmana doğru koşacağız ve son nefesimizi vereceğiz." Tam o sıralarda sarayın ayarttığı birkaç asker Fahreddin Paşanın aklını kaçırdığını, bu tutumunun devlete zarar verdiğini sağda solda konuşmaya başlamış. Fahreddin Paşa son bir gayretle "davasının" uğrunda Yesrib'in şehir merkezinde şehadete yürüyecekken emrindeki sarayın ayarttığı bazı askerlerce tutuklanmış. Askerlerin büyük bir görev edasıyla onu tutuklamaya geldiği ama onu tutuklarken ağladıkları söylenir.

Daha fazla devam etmek istemiyorum. Hem benim şimdilerdeki duygusal yapımın ağır basması hem de yazının daha fazla uzamaması için. Fahreddin Paşa'nın bu destansı mücadele ve dava adamlığını her okuyup anımsadığımda mütemadiyen "bir dava nasıl yaşanır" diye sorarım kendi kendime. İşte bir davanın nasıl yaşanması gerektiğini veya o dava için neler yapılabileceğini yine tarihimizden yüce bir örnekle görüyoruz. Şimdi tekrar soruyorum: "Neye inanıyorsunuz ve inandığınız, dava dediğiniz o şeyi nasıl yaşıyorsunuz?"

Daha yazacaklarım var. Dolayısıyla yakında tekrar görüşürüz.

15/10/25

Görsel, "https://www.kirmizilar.com/fahreddin-pasa-biz-seni-birakmayiz-ya-resulallah/" dan alınmıştır.