-
Aynı Sessizliği Duyamayanlar — Daily Notes #26
Birini sevmek, ona sizinle geçirdiği zamanın ne kadar kıymetli olduğunu hissettirebilmek; yelkovanları pervaneleştirebilmektir. Bunu başaranlar kendilerinden, tarzlarından ve cümlelerinden asla şüphe etmezler. Eğer karşı taraf sizin duygularınızı yaşadığınız bu yüksek frekansı anlamayıp tekdüze şeyler bekliyorsa, bu sizin eksikliğinizi veya sıkıcılığınızı göstermez. Aksine, duygularınızı yaşama biçiminizin karşınızdaki kişinin algı sınırlarının üzerinde olduğunu gösterir. Bu, sevgiyi yüksek…
-
Şehir, Akşam ve Sen — Daily Notes #25
Koynumda çırılçıplaksınız Şehir, akşam ve sen Aydınlığınız yüzüme vuruyor Bir de saçlarının kokusu. Bu çarpan yürek kimin Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan Senin mi şehrin mi akşamın mı yoksa benim mi? Akşam ner'de bitiyor, ner'de başlıyor şehir? Şehir ner'de bitiyor, sen ner'de başlıyorsun? Ben ner'de bitip ner'de başlıyorum? Nazım Hikmet
-
Devam Etmek — Daily Notes #24
Düşünüyorum da… Mesela trafikte araç kullanırken, yayalara ve diğer sürücülere gösterdiğim saygının ve nezaketin çoğu zaman hiçbir karşılığını görmüyorum. Ne yaya olduğumda ne de direksiyon başındayken… Yaya geçidi olsun veya olmasın, genelde bekleyen birine yol veriyorum. Acaba o kişi direksiyon başına geçtiğinde başka bir yayaya aynı nezaketi gösteriyor mu? Market sırasında, kaldırımda.. birilerine öncelik tanıyor…
-
Kartaca Elçisi — Daily Notes #23
Ahmet Altan'ın I Will Never See the World Again kitabındaki "One Sentence" başlıklı bölüm, zor zamanlarımda sığındığım ve entelektüel dünyamı besleyen en özel metinlerden biridir. Altan, burada kendi durumuyla bir Roma efsanesi arasında sarsıcı bir analoji kurar. Anlatıldığı kadarıyla Romalılar, Kartacalı bir elçiyi işkence yapmakla tehdit eder. Elçi bunun üzerine herkesin gözünün önünde elini yanan…
-
Umutsuz durumlar yoktur — Daily Notes #22
Bana çok güçlü bir felsefe öğreten o adam der ki: "Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır ve ben umudumu hiç yitirmedim." Düşünün; bunu söyleyen adam, bir imparatorluğun çöktüğüne, ülkesinin işgal edildiğine, koca bir milletin en iç şehrine kadar çekilip kapana kısıldığı günlere tanıklık etmiş biriydi. Ve buna rağmen umudunu hiç kaybetmedi. O hâlde... Haykıralım: "Umutsuz…
-
Çocuklarınız Sizin Değil — Daily Notes #21
Bugün birçok ebeveyn, çocuklarını kendi hayatlarının bir uzantısı gibi görüyor. Ne giyeceklerinden, hangi okula gideceklerine, hangi mesleği seçeceklerinden, nasıl bir hayat yaşayacaklarına kadar pek çok konuda son sözü söylemek istiyor. Oysa bir çocuğun hayatını şekillendirmek ile onun yerine yaşamak arasında ince ama önemli bir çizgi var. Bir çocuğu dünyaya getirmek, onun hayatı üzerinde sınırsız bir söz hakkına sahip olmak anlamına gelmez oysa. Ebeveynlik, yönetmekten…
-
Onu hatırladıkça — Daily Notes #20
Lisans yıllarında Can Dündar'ın "Aşka Dair" adlı yazısını okumuştum. "Eğer, O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz..." Galiba bu hisler sadece hatırladıkça değil, asıl gördükçe sarıyor insanı. Kendi payıma düşen yorumu eklememe izin verin o…
-
Bazı şeyler düzeltilmemeli 🙂 — Daily Notes #19
Öncesinde şunu belirtmek istiyorum: Şu anda Ankara'da, yani 25 Temmuz 2026 saat 11.00 sularında, muhteşem bir hava var. Yağmur çiseliyor ve sıcaklık 20'lerde. İşte bu! Şehrin çirkinliğine inat, şu anda havamızın bir cazibesi var! 🙂 ODTÜ Kütüphanesi'nden ormana nazır koltuğuma geçip tezime devam etmeye hazırlanırken, bu sabah yaşadığım tatlı bir şeyi paylaşmak istedim. Sürekli gittiğim…
-
Biz erkekler — Daily Notes #18
Ahmet Altan'ın O Yıl kitabında yazdığı ve sadece erkeklerin anlayabileceği o sözlere bütün yüreğimle katılıyorum. "Daha sonra Osman'a, 'Biz erkekler hep böyleyiz,' demişti. 'Zor zamanlarımızda kadınları düşünür, onlara sığınırız.'" Doğru. Ben mesela zor zamanlarımda -ki hayatımın kolay olduğu dönemleri hiç ama hiç anımsamıyorum- kendi animelerimden bir karakterin zihnimde bir tahayyülünü kurar, o karanlık dönemi onunla birlikte aşmaya çalışırım. Bunun mutlaka gerçek hayattan bir kadın olması gerekmez. Hatta A. Altan'ın sözüne bir ekleme yapacak…
-
Eylülde aynı yerde — Daily Notes #17
Eylülde aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen notunu buldum kapında. Altına saat 16.00 diye yazmıştın ve 16.04 idi onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken, senin bana geç kaldığını... Murathan Mungan
-
İkinci Dalga Hayalciler — Daily Notes #16
Önceki notlarımda, Türker Kılıç Hoca’dan esinlenerek "Kelebekler tırtıllardan daha hayalci, daha güçlüdür." yazmıştım. Bugün ODTÜ kampüsünde bir şey fark ettim: Bazı kelebekler, boyutları ve görünüşleriyle diğerlerinden farklı oldukları ilk bakışta anlaşılanlar, kısacık ömürlerini şehrin en güzel, en kokulu çiçeklerini bulmaya adıyorlar. Ömürlerinin belki de sadece yirmi dört saat olduğunu bilircesine, zamanla yarışmak yerine en cazibeli…
-
Uzatılmış aralıklı oruç 🙂 — Daily Notes #15
Normal koşullarda zaten 15-16 saat hiçbir şey yememe hali benim uzun zamandır günlük pratiklerimden biri. Fakat geçen gün çok daha özel bir durum oldu. Zaten bir gün öncesinin 16 saatlik açlık süresine ek olarak, saat 14.00 gibi biten sınav görevi hasebiyle açlık üst sınırım 25 saate çıktı. Bu üst sınıra rağmen hiç açlık hissetmedim. Fakat…
-
We have rejections, too! — Daily Notes #14
I keep receiving invitations to review papers for the same international journal. I still remember spending 6 dedicated hours thoroughly reviewing a manuscript for them, only to reject what was a terrible, so-called scientific paper. Since then, they’ve sent me invitation after invitation. I finally told them that my time is valuable. It seems their…
-
Bizler de Varız! — Daily Notes #13
Bazı sözler zamanı aşacak ve ilelebet yaşayacak kudrette olur. Onlardan birisi bu topraklarda, "uçurumun kenarında yıkık bir ülke"nin kalbinden tüm dünyaya söylendi. "Biz ilhamımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan alıyoruz." İşte, yüzyıllardır dogmaların gölgesinde şekillenen Orta Doğu... Senin katı kuralların, sorgulanamaz sınırların ve değişmez doğruların varsa; İnsanlığın eleştirel aklına, bilimsel birikimine ve düşünce…
-
Kelebekler Tırtıllardan Daha Hayalcidir — Daily Notes #12
Son zamanlarda sıklıkla takip ettiğim, kitaplarını altını çize çize okuduğum, Londra'daki danışmanımın ve arkadaşlarımın dikkatine sunduğum birisi: Prof. Türker Kılıç Hoca. Kendisini ve kendisinden beslendiğim hususları yalnızca bir kalıba koymak elbette yetersiz olur ama bu notta sürekli vurguladığı "Bağlantısallık" yerine başka, daha satır arasında bir şeyi yazacağım. Bugün yazdığım diğer notlara bakınca, günün anlam ve…
-
Laniakea — Daily Notes #11
Loading...
-
Wherever She is — Daily Notes #10
Birçok ülkede, masalsı şehirlerde ve kasabalarda bulundum. "Dünyanın en güzel yeri neresidir?" ya da "En çok nereyi beğendin?" diye sorsalar, hiç şüphe etmeden şunu söylerim: Dünyanın en güzel yeri "O"nun yaşadığı yer. 🙂 Yani "wherever she is.." Peki, bu tanımlama geçen yazdığım gibi Nazım'ın "Sen yoksun, yeryüzünün en güzel şehirlerinden biri boşaldı." dizesinin her yerde,…
-
Bazı Dizeler Neden Çevrilemez? — Daily Notes #09
Sanırım çok zaman önce adını hatırlayamayacağım birinin paylaşımında görmüştüm. Şair Abdurrahim Karakoç'un Mihriban şiirindeki bir dizeye gönderme yaparak şöyle yazıyordu: "Ne kadar dil öğrensek veya kitap okusak da 'lambada titreyen alev üşüyor' dizesinin çevirisini hakkıyla yapamayız." Yapamayız. Yapamayız, Çeviremeyiz.. Hadi bunu da açıklayın!
-
İyinin ve Kötünün Ötesinde — Daily Notes #08
Geçtiğimiz yıl bahar aylarında anneannemi kaybettik. Yaşı epey ilerlediği için insanın ölümü yakıştırdığı bir gidişti. Son dakikalarında annem onun yanındaymış. Vücuduna muktedir olamamasına rağmen bilinci yerindeymiş. Konuşamıyor, yalnızca mırıldanabiliyormuş. Annem, hemşirenin tuvalet ihtiyacı için korse getirdiğini, fakat anneannemin bunu o haldeyken bile reddettiğini söylediğinde çok etkilendim. Bilincinin yerinde olması nedeniyle kendisine asla yakıştıramadığı bir durum…
-
I want my time with you — Daily Notes #07
Londra'da yaşarken en çok haz duyduğum şeylerden biri, evimle okulum arasında yer alan St. Pancras tren istasyonunun içinden geçmekti. Hem okula giderken hem de okuldan dönerken muhakkak istasyonun içinden geçerdim, bazı kafelere uğrar; insan trafiğini, Avrupa'nın farklı, heyecan verici şehirlerine gitmeye hazırlananların telaşını izlerdim. Her renkten, görünüşten insanlara tanık olurdum. İnanılmaz bir zenginlikti benim için.…
-
Kaç Milyar İnsan? — Daily Notes #06
Düşünüyorum da, İçinde bilmem kaç milyar insan yaşıyor olsa da, dünya denen yer ne büyük bir yalnızlık..
-
Herkese Selam, Sana Hasret — Daily Notes #05
Hani blog yazılarıma sürekli "Herkese merhaba" diye başlıyorum ya, aslında şunu yazmak istiyorum ama yazamıyorum: "Herkese selam, sana hasret..." Yazdıklarımın değil de yazmak istediklerimin kendini hissettirmesinin ağırlığını yaşıyorum hep. Ama yazamam.. Çünkü, "Moskova'da mektupları birer birer kendim dağıtırım adreslerine. Yalnız Memed'in mektubunu götüremem yerine. Hatta yollayamam. Nâzım'ın oğlu, haramiler kesmiş yolu, mektubunu vermezler."
-
İstanbul: Hâlâ şiirin tarafında — Daily Notes #04
İstanbul'u dinliyorum…” gibi bir şeyle başlamak Orhan Veli'ye selam olur; ama çok klişe ifadeleri sevmiyorum. Dünyanın en lirik cümlesi bile tekrarlandıkça büyüsünü yitirmeye başlıyor. Belki de bu yüzden aynı şeyi farklı kelimelerle söylemenin yollarını arıyoruz. Bu "Daily Note"a başlamadan önce bu kez kısa tutacağıma dair kendime söz verdim. İçimdeki yazının yönünü ele geçirmeye çalışan kişiye…
-
19/07/26 – Daily_Notes: On Another Self — Daily Notes #03
Kısa bir İstanbul arasının sonuna geldik. Yoldayken dönüşte hep böyle bir "daily note" yazmayı düşündüm. Ankara'yı aradan geçen koca otuz küsur saat içerisinde özlemiş miyim, hiç sanmıyorum. 🙂 Yasin'imin ve eşi Dilara'nın düğün töreni nedeniyle, üstüne şu sıralar son "chapter"inde olduğum ama bir türlü ilerleyemediğim, yetiştirmem gereken doktora tezi dolayısıyla zaten sıkıldığım Ankara'dan küçük bir…
-
17/07/26 – Daily Notes: On Envelopes (Mektuplar Üzerine) — Daily Notes #02
Birinci Dünya Savaşı'nın ortalarında bizi ilgilendiren, belki de harp tarihlerinde eşi menendi pek görülmeyen (e.g., Konstantin Simonov: Bekle Beni) bir dizi sıra dışı olay yaşanır. Olaylar sıra dışı değilse bile, lütfen benim böyle tanımlamama izin verin. Hep birlikte sıra dışı diyelim onlara. Zira "kurtarıcı" olarak herkesçe bilinenin veya inanılanın aksine, benim için "romantik ve entelektüel"…