Karmaşık, anlamlandırılması zor ve öngörülemez varlıklarız.
Yaşadıklarımız, karşılaştıklarımız ve doğayla kurduğumuz ilişki, içimizde bir şeyler bırakıyor. Bazen bunlar, ruhumuzun toprağına düşen ve uygun mevsimi bekleyen tohumlar gibi yıllarca sessizce duruyor.
Hangi tohumları taşıdığımızı çoğu zaman bilmiyoruz. Çünkü bir tohum, ancak onu çatlatacak iklimle karşılaştığında kendini belli ediyor.
Bu yüzden kendimizi sandığımız kadar iyi tanımıyor olabiliriz. Kendimiz hakkında bildiklerimiz, aslında şimdiye kadar içinde bulunduğumuz koşulların ortaya çıkardığı halimizden ibaret. Henüz karşılaşmadığımız şartlarda nasıl birine dönüşeceğimizi ise bilmiyoruz.
Belki de zor zamanlarda sıradan birinin içinden bir kahramanın çıkabilmesi biraz bununla ilgili. Ya da çok iyi tanıdığımızı ve güvendiğimizi sandığımız birinin, bizi şaşırtacak kadar vasatlaşması..
İnsan, içinde kendisinin bile haberdar olmadığı ihtimaller taşıyor.
Çok sevdiğim bir hocam, "Aslında içimizde kılık değiştirmekte çok mahir hayaletler var." demişti.
Onun bu hayalet benzetmesini içimizde taşıdığımız tohumların potansiyeliyle yan yana getirdiğimde, sanki anlamlı bir analoji görebiliyorum.
Fakat içimizde taşıdığımız tohumların dönüştürücülüğünün, kılık değiştiren hayaletler kadar hızlı olmayabileceğini de kabul ediyorum.
*A.Altan'ın "Kaderin Çatlattığı Tohum" adındaki bir denemesinden esinlenilmiştir.
