Son zamanlarda sıklıkla takip ettiğim, kitaplarını altını çize çize okuduğum, Londra'daki danışmanımın ve arkadaşlarımın dikkatine sunduğum birisi: Prof. Türker Kılıç Hoca.
Kendisini ve kendisinden beslendiğim hususları yalnızca bir kalıba koymak elbette yetersiz olur ama bu notta sürekli vurguladığı "Bağlantısallık" yerine başka, daha satır arasında bir şeyi yazacağım.
Bugün yazdığım diğer notlara bakınca, günün anlam ve önemini bu kapanışla yapmak güzel bir tamamlama olur. 🙂
Hoca, kitabında her tırtılın kelebek olamayacağını söyler. Tırtılın kelebekleşebilmesi için bazı gerek koşullar vardır ve bunların ilki, tırtıl olmaktan sıkılmaktır.
Eğer bir tırtıl yeterince "hayalci" hücre geliştirmeyi başarabilirse, o hayalci hücreler onun kelebek olabilmesi için kapıyı aralıyormuş.
Hülasa, kelebeklerin tırtıllardan daha hayalci, daha güçlü olduğunu söyler.
O zaman haykırabiliriz: "Kelebekler tırtıllardan daha hayalcidir, daha güçlüdür!"
Aşağıda 2026'nın tırtıl olmaktan sıkılmış, rahatsız kelebeklerini göreceksiniz.
Bizler de boyumuzdan büyük işler yapmaya kalktığımızda, "sürekli gezindiğimiz sığ sulardan derinliği daha korkunç denizlere baktığımızda" aslında eski kendimizden sıkıldığımızı gösteriyoruz.
Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmak: belki de insan türünün kelebekleşmesi tam olarak budur.
Kim bilir? 🙂
