Yarın 6 Şubat 26. Üç yıl önce, UK'deki ilk aylarımda bir gece öncesinin ruh huzursuzluğunu iyiye yormaya çalışarak uyumuş ve sabahın erken saatlerinde o kahredici haberi almıştım. Aslında deprem kuşağında olmamız ve malum, dünyanın en büyük inşaat şirketlerine vs sahip olmamız, depremle yaşamayı ve etkilenmemeyi bize çoktan öğretmeliydi diye düşünmüş; haberleri biraz irdelemeye başlamıştım. Hayır, normal bir deprem değildi olan. Çoğu yerde yerleşim yeri adına hiçbir şey kalmamıştı. Bulunduğum yerde hiçbir şey yapmadan biraz bekleyip kaldım, hava değil aldığım nefes kurşun gibi ağırdı. Sonra etrafımdakiler sormaya başladı: Ailen orada mıydı, tanıdıkların var mıydı...
Ailem başka bir yerde yaşıyordu ve etkilenmemişlerdi ama şimdi bunun üzerine düşünecek zaman değildi. Birilerinin dünyası altüst olurken içten içe bencilce düşünmek ahlaki değildi. Yıkım çok büyüktü, kahrediciydi. Fakat zaman içerisinde öğrendiklerim üzüntümün yerini öfkenin almasına sebep oldu. İnanılmaz ihlaller sonucunda yıkımın boyutunun artmasının önü açılmıştı. Emlak barışı, zayıf denetimler, binaların yapısıyla oynamalar.... deprem kuşağında olan bir bölgede bırakın yapılmasını, akıldan bile geçirilmeyecek şeyler yani. Şimdi aradan üç yıl geçti, bölgenin kendini toparladığını henüz söyleyemeyiz. Hâlâ kayıp olan insanların var olması, ne denli bir yıkım yaşadığımızı özetler nitelikte. Gidenlere; özellikle çocuklara çok üzülüyorum. Kendilerinden bahsetmek hâlâ çok zor. Yıkımın boyutuna ve yapay müdahalelerle insanların canından olmasına sebep olan her kim varsa gidenlerin anısına hesap sormayı bir vazife olarak yüreğimde hissediyorum. Bunun için başlatılan ve başlatılacak her sivil toplum girişimine, Kartalkaya otel faciasını da ekleyerek desteğimi şimdiden ilan ediyorum.
Tüm bunlara ek olarak bahsetmeden geçemeyeceğimi düşündüğüm bir gerçek daha var. Yanında yöresinde yeni yapılmış binalar yıkılırken, dimdik ayakta kalan ve içerisindeki insanları o yıkımdan sağ çıkaran binalar da vardı. Onları yapanlar her kimse onlarla birlikte olduğumu, o tür namuslu insanların varlığının ülkemizin yegane zenginliklerinden olduğunu söylemek isterim. Keşke imkan olsa da onların yüzüne karşı iyi ki bizim aramızda olduklarını söylesem. Her biriyle ayrı ayrı gurur duyuyorum, insanlığın onurlu, saygın ve namuslu evlatları. Topraklarımızda iyiye, güzele, ahlaka ve erdemli anlatılara, örneklere dair ne varsa bu değerlerin parçaları olarak topluma ışık olan yurttaşlarımız onlar. İyi ki varsınız, iyi ki en karanlık zamanımızda bile bizlere umut adına bir meşale oluyorsunuz.
Gidenlerin anılarına sonsuz saygıyla...
05/02/26