Bir Hayat, Bir Hayata Değmeli — Daily Notes #53
Bir Hayat, Bir Hayata Değmeli — Daily Notes #53

Kaçımız sadece hayatta kalırken, kaçımız gerçekten bir hayat yaşıyor?

Bizim bir hayata sahip olmamızla o hayatın bize sahip olması arasında bir fark vardır, değil mi?

Şimdiye kadar gözlemlediğim ve inandığım bir şey varsa, o da şu: Birçoğumuz, kendimizi içinde bulduğumuz toplumun bize biçtiği dar çerçevede bir hayat yaşıyoruz.

Kendisi olamamış, sınırların dışına hiç çıkamamış, kendi kimliğini geliştirememiş ve var olanın peşine takılıp gitmiş milyonlarca insan...

"Ey en akıllı kişisi dünyanın", mutsuzluğun nedenini biraz da burada aramak gerekmez mi?

Hiç kendini denememiş, ne olduğunu, kim olduğunu bilmeden yaşayan ve ölen milyonlarca insan. Sahiden bize mutlu bir hayat gösterebilir mi bu?

Öyle veya böyle hepimiz bir hayat yaşıyoruz.

Ama o hayatın bir "hayata" değmesi gerektiğini; sahiden üzerine konuşmaya, hatırlamaya, uğruna bir şeyler yapmaya değecek bir şeye dönüşmesi gerektiğini çok azımız fark ediyor. Daha da azımız bunun için çabalıyor.

Bir hayat, bir hayata değmeli.

Değmiyorsa da bırakın gitsin.

Bir hayata değmeyecek hayata sahip olmayı reddedin.

Belki o zaman elinizde hiçbir şey kalmayacak.

Ama diğer türlü, elinizde bir şey olduğunu iddia etmek de sanki biraz zor gibi.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *