Bir Mısra İçin — Daily Notes #55
Bir Mısra İçin — Daily Notes #55

Yıllar önce okuduğum ve uzun süre etkisinde kaldığım bir roman: Peyami Safa’nın Yalnızız’ı.

Roman, o dönem birlikte zaman geçirmekten son derece keyif aldığım birisiyle olan ilişkimizin her buluşmamızda yeniden beslenmesini, yakıt tazelemesini de sağlamıştı. Her bir araya geldiğimizde veya uzaktan görüştüğümüzde mutlaka Yalnızız’ın karakterlerine, olay örgüsüne bir selam gönderirdik.

Bu açıdan, edebiyatın insan ilişkileri üzerindeki o yadsınamaz tesirini deneyimlediğim için kendimi hep şanslı addederim.

Londra’da DR yaparken, ilk yıl kaldığım uluslararası yurtta da benzer bir şey yaşamıştım: Gerçek bağ, yalnızca kısa sürede kendini bazı konularda gösteren o çekimden gelmiyor; aksine, üzerine konuşmayı, keşfetmeyi ve derinleştirmeyi bekleyen, karşınızdakini de buna her daim hazır kılan bir çekimden geliyor. Farklı ülkelerden gelen yurt arkadaşlarımla, kendi edebiyatları ve edebiyatçıları üzerinden bağ kurduğumda bunu bir kez daha anlamıştım. Fakat bu, başka bir yazının konusu olsun.

Bugün ise Yalnızız’da geçen ve benim alıp tezimin önsözüne kadar koyduğum Rainer Maria Rilke’nin sözünü paylaşmak istiyorum.

Daha öncesinde aklıma gelmişken: Danışmanım hep der ki: “İyi bir çalışma, daha iyisine zemin hazırlayan çalışmadır.” Sanırım iyi bir edebiyat da insanı başka kaynaklarla, başka kitaplarla ve başka insanlarla tanıştıran edebiyat oluyor..

Yalnızız'ın edebi değerini bu açıdan değerlendirmek isabetli olacaktır.

Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları’nda, mısraların sanıldığı gibi duyguların değil, yaşanmışlığın verimi olduğunu belirtir ve bir mısra yazabilmek için nelerin gerekli olduğuna dair görüşünü şöyle sürdürür:

“Bir mısra yazabilmek için insan birçok şehir görmelidir, insanlar ve eşyalar görmelidir, hayvanlar tanımalıdır. Kuşların nasıl uçtuğunu hissetmelidir, küçük çiçeklerin hangi kımıldanışlarla açtığını bilmelidir. İnsan, meçhul semtlerdeki yolları, beklenmedik tesadüfleri ve uzun zamandır gelmekte olduğu görülen vedaları düşünebilmelidir...”

Fazladan bir şey yazmaya gerek yok sanırım.

Bu yazıyı da Rilke bitirmiş olsun.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *