Geçtiğimiz yıl bahar aylarında anneannemi kaybettik. Yaşı epey ilerlediği için insanın ölümü yakıştırdığı bir gidişti. Son dakikalarında annem onun yanındaymış. Vücuduna muktedir olamamasına rağmen bilinci yerindeymiş. Konuşamıyor, yalnızca mırıldanabiliyormuş.
Annem, hemşirenin tuvalet ihtiyacı için korse getirdiğini, fakat anneannemin bunu o haldeyken bile reddettiğini söylediğinde çok etkilendim. Bilincinin yerinde olması nedeniyle kendisine asla yakıştıramadığı bir durum yaşamak istememiş. Sağlığında da öyleydi. Hep temiz ve berrak, parlayan ve ona has kokusuyla hatırlıyorum onu.
Bunun yanında, annem Kur'an okumayı bildiğinden, başında Kur'an okumuş bir süre. Annem sureleri okumayı kesince homurdanıp devam etmesini istemiş ve sureler bittikten sonra her seferinde elini, duayı tamamlayıcı bir şekilde yüzüne götürmüş.
Son anlarını bile inancıyla bütünleşik geçirmiş bir kadın. Dünyaya veda ederken bile inancının samimiyetinden, ruhuna işleyişinden, kendini tanımlayan şeylerden ödün vermeden yola çıkmak… kaç kişiye nasip olur, bilmiyorum. Uğurlar olsun, anneanne. Gittiğin yerde hiç incinmediğine eminim.
Seni çok seviyorum.
İyinin ve kötünün ötesindeki o yerde yeniden buluştuğumuzda, bana yalnızca anneannelerin yapabildiği o ekmeklerden yapmanı isteyeceğim.