Bugün birçok ebeveyn, çocuklarını kendi hayatlarının bir uzantısı gibi görüyor.
Ne giyeceklerinden, hangi okula gideceklerine, hangi mesleği seçeceklerinden, nasıl bir hayat yaşayacaklarına kadar pek çok konuda son sözü söylemek istiyor.
Oysa bir çocuğun hayatını şekillendirmek ile onun yerine yaşamak arasında ince ama önemli bir çizgi var.
Bir çocuğu dünyaya getirmek, onun hayatı üzerinde sınırsız bir söz hakkına sahip olmak anlamına gelmez oysa. Ebeveynlik, yönetmekten çok rehberlik etmeyi, yön vermekten çok yol arkadaşlığı yapmayı gerektirir.
Bu konuda büyük yazar Halil Cibran, "Ermiş" adlı kitabında muhteşem bir anlatıya yer verir:
Çocuklarınız sizin değil, der. Çocukları oklara, anne babaları yaylara ve hayatı okçuya benzetir.
Devamı şöyle:
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever