Bazı duygusal yüklerle yaşamayı öğrenmek gerekiyor.
Sürekli açık bir kapı, koşulsuz bir geri dönüş hakkı tanıdığınız kişilerin artık pek yakınınızda olmadığını kabul ederek yaşamak..
Ama ben zaten yaşamaktan sıkılıyorum. Hayattaki en sıkıcı şeyin yaşamak olduğunu düşünüyorum. Üstüne neden bu yükle yaşamayı öğrenmek zorundayım?
Aklın kendi rasyonelliği varsa, kalbin de kendine göre nedenleri var.
Ama bu savaşta ben nerede başlayıp nerede bitiyorum?
Bunu bilmiyorum.
En zorlu sınavlara, konfor alanımı sürekli terk etme pahasına göğüs gerebiliyorum, aylar veya yıllarca çok az miktarda parayla yaşamayı, 9 metrekarelik bir odada kalmayı, ortak banyo-tuvalet kullanmayı, günde beş saat uyumayı ve dur durak bilmeden çalışmayı… bunları göze alabiliyorum ve gerekirse 33 yaşında olmama rağmen yine göze alırım. Çünkü ben bir Stoacıyım! Bunlar beni etkileyemez, o direnç kırılmaz; kıramazlar!
Fakat... "O"na kalbimin bunca yakınlığına rağmen uzak kalmak...
İşte bununla yaşamak çok zor! Burada Stoacılık da işe yaramaz. Tamamen "yalnızız".
**
Ben bekleyişin kendisi olsaydım...
Birbirini seven hiçbir insanın arasına girmezdim.
Giderdim.
Giderdim.
Çok uzaklara giderdim ve kendimi unuttururdum.