Doğru Odak — Daily Notes #43
Doğru Odak — Daily Notes #43

Ne zaman toplum ve modern yaşamı mümkün kılan aletlerin sosyolojisini bir arada tefekkür etsem, Carl Sagan'ın "We live in a society exquisitely dependent on science and technology, in which hardly anyone knows anything about science and technology." sözü gelir aklıma.

Yani "bilim ve teknolojiye ziyadesiyle bağlı ama onlar hakkında neredeyse kimsenin bir şey bilmediği bir toplumda yaşıyoruz" hakikati.

..ve yine dışarıda, "duvarın ardındaki dışarıda" bu hakikat ile medeniyetin açmazlarından birisinin şaşırtıcı biçimde dengesizliği gözümüze çarpıyor.

Örneğin, artık cep telefonu dememek gerekiyor; hep elimizde olan telefonun en azından temel prensipler düzeyinde nasıl çalıştığını bilmeyen insanların, onun en lüks modeline kolaylıkla ulaşabilmesi...

Bir otomobilin çalışma prensibini bilmeyenlerin ve onu yalnızca pedal ve direksiyondan ibaret görenlerin yine en lüks otomobillere sahip olabilmesi...

Tüm bunlar basit örnekler ama dikkat çekici bulduğum örnekler aynı zamanda.

Dikkat çekici bulduğum bir başka örnek daha var..

Bugün toplumun büyük bir kısmı, verdikleri "girdilere" kolaylıkla mantıklı yanıtlar üreten büyük dil modellerini geliştiren şirketleri, bilim ve teknolojinin öncüleri olarak görüyor.

Yani, topluma ve öyle görünüyor ki bazı ülkelere göre araştırma enstitüleri ve üniversiteler yerine büyük dil modellerinin çatı şirketleri medeniyetimizin bilimsel ve teknolojik uç noktasını temsil ediyor.

Carl Sagan'ı haklı çıkaran bir örnek daha işte. Çünkü burada da benzer bir şey oluyor: Teknolojinin sonucunu, teknolojinin kendisiyle; onu üreten şirketi ise onu mümkün kılan bilimsel ve entelektüel ekosistemle karıştırıyoruz.

Eğer bir gün yolunuz Londra'ya ve ona çok yakın bir lokasyonda bulunan "Oxfordshire"ye düşerse, orada, Oxford Üniversitesi'nin uhdesindeki Science Museum'a gidiniz.

Bilim ve teknoloji okuryazarlığımızı tek başına bir müze ziyaretinin değiştireceğini düşünmüyorum. Ama araştırma kurumlarının insanlığın, hele de en zor zamanlarında, nasıl çalıştığına; örneğin penisilinin geliştirilmesinin ve bilimsel dünyaya kazandırılmasının hikâyesine yakından tanık olunuz.

Fakat ilkin, Carl Sagan'a göre büyük ihtimalle bilmediğimiz bir şey olan, antibiyotiklerin ne işe yaradığını öğreniniz.

Sonra, A. Einstein'ın ders anlattığı kara tahtaya dakikalarca bakınız.

İşte, size Carl Sagan'ı biraz haksız çıkaracak bir fırsat.

Değerlendirip değerlendirmemek, odağınızı değiştirip değiştirmemek size kalmış.

*

Science museum ziyaretimden sonra çok sevdiğim bir hocamla yazışırken ona şunu yazdığımı hatırlıyorum:

"Oxford gezisi muhteşemdi. Birkaç farklı fikirde arkadaşımla gitmiştim. Bilime yaptıkları katkı, o bölgenin bilimsel ve entelektüel gelişimimizde olan eşsiz rolü ve tüm bunlara olan tanıklığım hayatımdaki çok özel deneyimlerden biriydi. Düşünsenize, Einstein ile aynı yerde, aynı tahtanın önünde bulundum. Yalnızca fiziksel bir arada oluş değildi sanki, aynı amaç uğruna kendiliğinden bir araya gelen kişilerin hislerinin duyumsanması, bir his birlikteliği, bir öndere bakış, ta oraya kadar gidip yaptıklarına saygı duruş.."

**

Eğer Oxfordshire'e henüz gidebilme imkânınız yoksa, yaşadığınız/bulunduğunuz yerde herhangi bir bilimsel müze ziyaretiyle değiştirebilirsiniz önerimi. Yaşadığınız yerde bir bilimsel müze yoksa, orada yaşama fikrini yeniden gözden geçirebilirsiniz.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *