Daily Notes
  • İçimizde Birikenler — Daily Notes #60

    Kişisel olarak, insanların çoğu zaman içlerinde biriktirdiklerini dışavuramadıkları için yıprandıklarını düşünüyorum. Hatta kimi zaman bu yıpranmanın, bedenin zaten taşıdığı bazı yatkınlıkların ortaya çıkışında da rol oynayabileceğini hissediyorum. Bizi o eşiğe indiren şey, belki de içimizde birikenlerdir. Söyleyemediklerimiz, yaşayamadıklarımız, ruhumuzu sessizce yoran şeyler... Kimi zaman bir kızgınlık, kronikleşmiş bir kabullenememe, bir onur kırılması... Bunların her biri…

  • Sen Nerede Başlıyorsun? — Daily Notes #59

    Bazı şeyler hayatı sevmeyi kolaylaştırıyor. Ben bu tür şeyleri mesela bir meta, eşya veya herhangi bir "asset" yerine duygularda toplamayı tercih ediyorum. Zira "Duygularımızla kavrayabileceğimizin ötesinde ne vardır ki?" diyen o felsefeye inanıyorum. Bu nedenle bazı duyguların varlığı hayatı güzelleştiriyor; böyle düşünüyorum. Zor ve onulmaz zamanlarımızda hiç haber vermeden yanımızda gördüklerimizin, herhangi bir fayda elde…

  • İçimizde Taşıdıklarımız — Daily Notes #58

    Karmaşık, anlamlandırılması zor ve öngörülemez varlıklarız. Yaşadıklarımız, karşılaştıklarımız ve doğayla kurduğumuz ilişki, içimizde bir şeyler bırakıyor. Bazen bunlar, ruhumuzun toprağına düşen ve uygun mevsimi bekleyen tohumlar gibi yıllarca sessizce duruyor. Hangi tohumları taşıdığımızı çoğu zaman bilmiyoruz. Çünkü bir tohum, ancak onu çatlatacak iklimle karşılaştığında kendini belli ediyor. Bu yüzden kendimizi sandığımız kadar iyi tanımıyor olabiliriz.…

  • Mutlu Aşk Yoktur — Daily Notes #57

    Kişilik özellikleri bakımından küstah ve kendini beğenmiş biri olan Louis Aragon'un dünyasına, bütün duygularını altüst eden bir kasırga gibi giren Elsa Triolet, erkekleri anlattığı Beyaz At kitabını yazmıştı.* Elsa'nın hayatına girmesiyle birlikte bütün alışkanlıkları yerle yeksan olan Aragon ise oturup "Mutlu Aşk Yoktur" şiirini yazmıştı. "Hiçbir şey elinde değildir insanın, Ne gücü, ne güçsüzlüğü ne…

  • Sevgiye On Kala, Ölüme Beş — Daily Notes #56

    En karakteristik özelliğin ne diye sorsalar, "mutluluğa hep geç kalmak, hep erken gitmek mutsuzluğa" derim. Bu ifadeler ve başlık Aziz Nesin'e ait. Onun 10 küsur yıl önce okuyup seslendirdiğim şiirinden. İçlerindeki tutkuya rağmen zamanın yetmediği sevgileri, zamanın yetmediği insanları anlatır. Nesin'e göre bazı şeylerin belki de hiç gerçekleşmemiş olması, onları değerli ve unutulmaz kılıyor gibi.…

  • Bir Mısra İçin — Daily Notes #55

    Yıllar önce okuduğum ve uzun süre etkisinde kaldığım bir roman: Peyami Safa’nın Yalnızız’ı. Roman, o dönem birlikte zaman geçirmekten son derece keyif aldığım birisiyle olan ilişkimizin her buluşmamızda yeniden beslenmesini, yakıt tazelemesini de sağlamıştı. Her bir araya geldiğimizde veya uzaktan görüştüğümüzde mutlaka Yalnızız’ın karakterlerine, olay örgüsüne bir selam gönderirdik. Bu açıdan, edebiyatın insan ilişkileri üzerindeki…

  • Biz Dünyaya Göreyiz — Daily Notes #54

    Etrafınıza bir bakınız. Şikayet etmemizi gerektiren ne kadar da çok şey var. Üstüne doğan her günün yeni ve belki de daha ağır yüklere gebe olduğu zamanları deneyimlemeniz son derece olası. Bu tür zamanlara, "Yaşamın bizden yana olmayan zamanları" der Hasan Cemal. Var olan enerjimizle üstesinden gelemeyeceğimizi düşündüğümüz sorunlar yumağı. O sorunları oluşturan zihinle, sorunları çözme…

  • Bir Hayat, Bir Hayata Değmeli — Daily Notes #53

    Kaçımız sadece hayatta kalırken, kaçımız gerçekten bir hayat yaşıyor? Bizim bir hayata sahip olmamızla o hayatın bize sahip olması arasında bir fark vardır, değil mi? Şimdiye kadar gözlemlediğim ve inandığım bir şey varsa, o da şu: Birçoğumuz, kendimizi içinde bulduğumuz toplumun bize biçtiği dar çerçevede bir hayat yaşıyoruz. Kendisi olamamış, sınırların dışına hiç çıkamamış, kendi…

  • Büyümek, Ayrılıkları Öğrenmektir— Daily Notes #52

    İnsan büyüdüğünü ne zaman fark eder? Elbette, birçoğumuz farklı farklı yanıtlar verebilir. Bazılarımızsa sadece kem küm ederiz. Benim de bu soruya bir cevabım var: İnsan, ayrılıkları öğrenmeye başladığında büyür. Bazı zamanlar kimini son kez görürüz. Kimileri de bizi son kez görür. Sebebi ne olursa olsun, bazı gidişlerin dönüşsüz olduğunu anladığında; yokluğa alışmayı, eksik kalanla yaşamayı ve…

  • Şehrin Sokakları — Daily Notes #51

    Şehrin bazı sokakları kendilerine hiç de verilmemiş bazı geniş yetkilere sahip gibi. Hayatta olmalarına rağmen artık kaybetmiş olduklarıma hâlâ sahip olabildiğimi, kaybetmiş olduklarımla geçirdiklerimin çağrışımlarını özleyebilmemi sağlıyorlar. Belki de kaybedince kaybetmiyorsundur. Bir gün yüzünü hatırlamadığında, adını söylemek içinde bir kıpırtı yaratmadığında, şehrin sokakları bazı çağrışımları zamansızca sana getirmediğinde kaybediyorsun onları. Unutmak, yani artık silikleşmiş olmaları…

  • Sarı Sıcak — Daily Notes #50

    Şehir, akşam ve sen.. Akşamın, akşam saatlerinin ve uzaktan, bir arabayla şehre yaklaşırken gördüğümüz o ışıltılı manzaranın medeniyetin dramatik dışavurumlarından biri olduğuna inananların sayısı hiç de az değil. Uzaktan bakıldığında, benim de itiraz etmeyeceğim bir düşünce bu. Karanlığın içinde yaşam kurmuş yüz binlerce, milyonlarca insanın ve onların kurduğu hayatın ışıl ışıl parladığını görüyorsun. Fakat o…

  • Tezer Özlü İçin — Daily Notes #49

    İnsan, yeryüzüne dayanabilmek için yazar. Dün, 10 Eylül, Tezer Özlü'nün doğum günüymüş. İyi ki doğdunuz, Tezer Özlü. Geç de olsa iyi ki keşfettim sizi. Yazdığınız cümlelerde benzer duyguları yaşadığımız o kadar aşikar ki.. Mesela, buradan sıkıldığınızı, sürekli gitmek istediğinizi ama nereye gideceğinizi bilemediğinizi anlattığınız "Nerede olmak istediğimi bilmiyorum. Belki de bu yüzden hiçbir yerdeyim." sözünüz;…

  • Zaman Geçerken — Daily Notes #48

    Başlarken şunu yazmak geldi aklıma: “Bilirim, ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun, karganınkinden alabildiğine kısadır.” Dün Hacettepe’ye gittim. Hocamla, ilkin mizahi bir motivasyonla kurduğumuzu iddia ettiğimiz ama sonra bizi de kendisine inandıran “Tuesday Intellectual Society”nin* haftalık toplantısını gerçekleştirdik. Hâlâ iki kişiyiz. Siz sormadan ben belirteyim: Birilerini aramıza almayı düşünmüyoruz. Nasıl oluyor bilmiyorum ama öncesinde belirlenmiş bir konu…

  • The Operating System of Civilisation Just Changed — Daily Notes #47

    This claim comes from Yuval Noah Harari, one of the most influential historians and public intellectuals of our time. In a YouTube interview, he argues that the “operating system” of our civilisation, language, is now changing, with more and more of its production being delegated to AI. Before discussing this claim, it is important to…

  • Çünkü O, O İdi — Daily Notes #46

    Yıllar önce Montaigne'nin bir sözünü okumuştum. “Why did I love her? Because it was her; because it was me.” Yani, "Onu neden seviyorum? Çünkü o, o idi.." İşleri karmaşıklaştırmaya gerek yok sanırım. Birini neden sevdiğinizi bilmiyorsanız, galiba onu sahiden sevmiş oluyorsunuz. Zira sevgi çoğu zaman nedenlere dayanmaz. Tanımlayamadığımız, anlamlandıramadığımız bir kaynağı vardır sevginin. Elle tutulmayan,…

  • Matematik ve Adalet İlişkisi: John Nash — Daily Notes #45

    Yıllar önce bir haber ilgimi çekmişti. Meşhur Oyun Teorisinin sahibi, tüm dünyanın "dahi" dediği matematikçi John Nash, Bilgi Üniversitesi'nde bir konuşma yapmak için Türkiye'ye gelmişti. Birçok hatırasıyla birlikte şu perspektifi de paylaşmıştı: "Matematikte iyi olmayan toplumlarda adalet yoktur." Uzun zaman beni meşgul eden bir söz oldu bu. Acaba büyük dahi ne demek istemişti? Matematik ve…

  • Söylenemeyeni Neyse ki Yazabiliyoruz — Daily Notes #44

    Nobel edebiyat ödüllü Herta Müller'in ikonikleşmiş bir ifadesi: "What can't be said, can be written." Söylenemeyenler anca yazılabilir. Neden söyleyemiyoruz? Söylemekten bizi alıkoyan şey nedir ki? Yıllar yılı inandığım ve yapmakta inat ettiğim gibi: "Yazmak, anlatma sıkıntısının bir belirtisidir." Herta Müller'i destekleyen bir söz yazdım diyerek hadsizlik etmeyeceğim ama benzer şeyleri fark etmişiz. Söylenemeden kalan…

  • Doğru Odak — Daily Notes #43

    Ne zaman toplum ve modern yaşamı mümkün kılan aletlerin sosyolojisini bir arada tefekkür etsem, Carl Sagan'ın "We live in a society exquisitely dependent on science and technology, in which hardly anyone knows anything about science and technology." sözü gelir aklıma. Yani "bilim ve teknolojiye ziyadesiyle bağlı ama onlar hakkında neredeyse kimsenin bir şey bilmediği bir…

  • Bir Yaz Daha Geçti — Daily Notes #42

    Sanırım en sevdiğim şiir kitabı Murathan Mungan'ın Yaz Geçer eseri. Yalnız Bir Opera şiiriyle veya daha uzun, daha derin diyebileceğimiz bir örnekle başlar. Şiirin satırlarından birisi, "Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan, oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman.." Bu satır istisnasız her Ağustos ayının sonlarında, yaz ile vedalaştığımız zamanlarda…

  • Biriktirdiklerimiz — Daily Notes #41

    Hayata dezavantajlı bir coğrafyada, yine dezavantajlı bir komünitenin içinde gözlerimizi açmak etrafımıza duvarlar örer ve bizi olabildiğince sınırlar. Genellikle oradakilere benzeriz. Üç aşağı beş yukarı onlar gibi oluruz. Anne babalarımızı bile geçme cesareti gösterenimiz az olur. Ama bazılarımız, bizi kuşatan o “yazgı”yı reddederek düşünebilme ve özgürleşebilme cesareti gösterir. Ben de onlardan biri olmaya çalıştım. Önüme…

  • Tanrı’nın Öfkeli Zamanında Yarattıkları — Daily Notes #40

    Bugün bir değişiklik yapıp Milli Kütüphane'ye gittim. Doktora tezimi teknik olarak bitirsem de redaksiyon okumaları yapıyorum. Bu yüzden birçok özgün ortam içeren paylaşımıma eşlik ettiği gibi, Gaston Bachelard'dan ödünçle "mekânın poetikası"nı önemsiyorum. Çalıştığım veya yalnızca bulunduğum ortamların, orada bulunmaya değer olup olmadıklarını bir “poetika” taşıyıp taşımamalarıyla ilişkilendiriyorum. Özetle, bir ortamın tarihî ve kültürel birikimi, fiziksel…

  • Kusur, Benim İmzamdır — Daily Notes #39

    Birkaç hafta önce kullandığım Grammarly aracının amacının çok dışında çalıştığını; tezimdeki dil hatalarını düzeltmek amacıyla kurulmasına rağmen yazdığım bir mesaja bile müdahil olmaya çalıştığını yazmıştım. Bu durumdan hiç hoşnut olmadığımı, yıllardır bana özgü ama neden eklediğimi, kullandığımı bilmediğim o meşhur ".." işaretini bile düzeltmeye girişmesini asla kabul edemediğime dair serzeniş dolu bir paylaşım yapmıştım. Yani…

  • Look at the Face of the Elven Queen One More Time — Daily Notes #38

    Everyone knows about the relationship between Elves and Dwarves. Indeed, I am not sure whether it is based more on friendship or hatred. I don't think even they know the nature of their relationship. 🙂 For a long time, I am remembering the moment when Gimli told Galadriel, the Queen of the Elves, that he…

  • Yalnız Kalmak — Daily Notes #37

    Tam yazmaya başlarken Cem Turhan'ın “Bu yüzden birileri çok yalnızken, bazıları hep bir başınadır...” dizesini anımsadım. Sonra usul usul gülümsedim. Bir başına olmak ile yalnız kalmak... Yazacağım bu daily note'da “yalnız kalmak”ı kullanacağım; fakat anlatmak istediğim şeye “bir başına olmak” daha iyi uyuyor. Yine de reddediyorum ve edebiyatla çatışmayı seçiyorum. Küçük İskender ne derdi hem:…

  • Türk Yüksek Kültürü — Daily Notes #36

    Birkaç gün önce ismini telaffuz ettiğimde bile derinliğinin etkisine kapıldığım, medarıiftiharımız Prof. Halil İnalcık ile onun öğrencisi olan Prof. İlber Ortaylı'nın (o dönem doçent) Fatih Sultan Mehmed üzerine yaptıkları bir kaydı izledim. Satır arasında, Halil İnalcık'ın nasıl bir dev olduğunu yetiştirdiği öğrencisinin İlber Ortaylı olmasından anlayabilirsiniz. Programda Ortaylı, "Fatih neden büyüktür?" diye Halil Hoca'ya sorar.…

  • Işığına Tavşan Olduğum Şarkılar — Daily Notes #35

    Bazı şarkıların öyle dizeleri var ki günlerce o dizelere takılıp kalıyorum. Bunlardan biri, Londra'da sıklıkla dinlediğim Crowded House'un “Four Seasons in One Day” şarkısında geçen şu dizeler: I will risk my neck again, again.You can take me where you will. Çok etkileyici... Dinlemeniz için, bence şarkının en iyi versiyonu olan o eski kaydın bağlantısını aşağıya…

  • Kalbimizi Dolduran Duygular — Daily Notes #34

    Bazen ne düşünüyorum biliyor musunuz? Behçet Necatigil çok haklı. İçinde yaşadığımız koşullar yüzünden, "kalbimizi dolduran duygular kalbimizde kalıyor." Onları dışa vurmak için bir şeyler eksik gibi. Belki cesaret, belki doğru zaman, belki de hazır olmayı beklemek... Sonuç olarak, Kalbimizi dolduran duygular kalbimizde kalıyor.

  • Yakınlığın Uzaklığı— Daily Notes #33

    Bazı duygusal yüklerle yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Sürekli açık bir kapı, koşulsuz bir geri dönüş hakkı tanıdığınız kişilerin artık pek yakınınızda olmadığını kabul ederek yaşamak.. Ama ben zaten yaşamaktan sıkılıyorum. Hayattaki en sıkıcı şeyin yaşamak olduğunu düşünüyorum. Üstüne neden bu yükle yaşamayı öğrenmek zorundayım? Aklın kendi rasyonelliği varsa, kalbin de kendine göre nedenleri var. Ama bu…

  • Yalnız Mezar — Daily Notes #32

    Yıllar önce Kars merkezde otururken hafta sonları pek de yakın olmayan babamın köyüne giderdik. Köy, farklı kültürlerden izler taşıdığı için orada kendimizi nedensizce mutlu hissederdik; en azından ben böyle hatırlıyorum. Ermeni/Rus gibi ulusların bazı kalıntıları hâlâ köyümüzde bir miras olarak temsil ediliyor: Kars-Karahan. Çok keyifli zamanlar geçirdiğimiz Rus/Malakan değirmeninin dolayları bizim en uğrak noktalarımızdı. Mabet…

  • Dört Mevsim Sonbahar — Daily Notes #31

    Bazıları için dört mevsim hep sonbahardır. Kendi mevsimlerini yaratmayı sürekli başaranlar, dört mevsim sonbahar yaşayanları yadırgıyor olabilirler. Ama bazılarının yaratabildiği tek mevsim, belki de yalnızca sonbahardır. * For some, autumn is the only season they know.

  • Birdenbire — Daily Notes #30

    ... ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.. -Nazım

  • Doktora savunmasından hemen sonra — Daily Notes #29

    Buraya aklıma geldikçe doktora savunmasından hemen sonra yapacaklarımı ekleyeceğim. Şimdilik istediğim birkaç şey var; onları aşağıya bırakıyorum. - Amsterdam'daki Royal Theatre Carré'de tiyatro/ oyunu izlemek, -Take That'in bir açık hava konserine gitmek. -TR'deki fiyatlara inat, Amsterdam'daki Uniqlo'dan yığınla alışveriş yapmak. (29.08.26) -Loading... 🙂

  • Kaybolan Şey: Anlam Arayışı — Daily Notes #28

    Birkaç gün önce çok sevdiğim ve yerkürede kitaplar üzerine konuşurken kendimi çok "eksik" hissettiğim biri, UK'te kitap satışlarının düştüğüne dair bir haber gönderdi. Kendisine bu duruma şaşırmadığımı söyledim. Dünyanın geri kalanındaki tabloyu bilmiyorum ama benzer bir eğilimin birçok ülkede yaşandığını düşünüyorum. Bana göre asıl mesele, kitap satışlarının azalması değil; anlam arayışımızı yavaş yavaş kaybediyor olmamız.…

  • Medeniyeti Korumak — Daily Notes #27

    Zaman zaman benim de mücadele ettiğim ama her seferinde uzaklaşmayı başardığım bir mesele var: telefon merkezli dijital bağımlılık. Bunu sıradan bir alışkanlık ya da geçici bir teknoloji phenomena olarak görmüyorum. Bir eğitim araştırmacısı olarak baktığımda, bunun çok daha derin bir mesele olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu durum, insanlığın düşünme biçimini, dolayısıyla medeniyetin geleceğini etkiliyor. İnsanlık, bugün…

  • Aynı Sessizliği Duyamayanlar — Daily Notes #26

    Birini sevmek, ona sizinle geçirdiği zamanın ne kadar kıymetli olduğunu hissettirebilmek; yelkovanları pervaneleştirebilmektir. Bunu başaranlar kendilerinden, tarzlarından ve cümlelerinden asla şüphe etmezler. Eğer karşı taraf sizin duygularınızı yaşadığınız bu yüksek frekansı anlamayıp tekdüze şeyler bekliyorsa, bu sizin eksikliğinizi veya sıkıcılığınızı göstermez. Aksine, duygularınızı yaşama biçiminizin karşınızdaki kişinin algı sınırlarının üzerinde olduğunu gösterir. Bu, sevgiyi yüksek…

  • Şehir, Akşam ve Sen — Daily Notes #25

    Koynumda çırılçıplaksınız Şehir, akşam ve sen Aydınlığınız yüzüme vuruyor Bir de saçlarının kokusu. Bu çarpan yürek kimin Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan Senin mi şehrin mi akşamın mı yoksa benim mi? Akşam ner'de bitiyor, ner'de başlıyor şehir? Şehir ner'de bitiyor, sen ner'de başlıyorsun? Ben ner'de bitip ner'de başlıyorum? Nazım Hikmet

  • Devam Etmek — Daily Notes #24

    Düşünüyorum da… Mesela trafikte araç kullanırken, yayalara ve diğer sürücülere gösterdiğim saygının ve nezaketin çoğu zaman hiçbir karşılığını görmüyorum. Ne yaya olduğumda ne de direksiyon başındayken… Yaya geçidi olsun veya olmasın, genelde bekleyen birine yol veriyorum. Acaba o kişi direksiyon başına geçtiğinde başka bir yayaya aynı nezaketi gösteriyor mu? Market sırasında, kaldırımda.. birilerine öncelik tanıyor…

  • Kartaca Elçisi — Daily Notes #23

    Ahmet Altan'ın I Will Never See the World Again kitabındaki "One Sentence" başlıklı bölüm, zor zamanlarımda sığındığım ve entelektüel dünyamı besleyen en özel metinlerden biridir. Altan, burada kendi durumuyla bir Roma efsanesi arasında sarsıcı bir analoji kurar. Anlatıldığı kadarıyla Romalılar, Kartacalı bir elçiyi işkence yapmakla tehdit eder. Elçi bunun üzerine herkesin gözünün önünde elini yanan…

  • Umutsuz durumlar yoktur — Daily Notes #22

    Bana çok güçlü bir felsefe öğreten o adam der ki: "Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır ve ben umudumu hiç yitirmedim." Düşünün; bunu söyleyen adam, bir imparatorluğun çöktüğüne, ülkesinin işgal edildiğine, koca bir milletin en iç şehrine kadar çekilip kapana kısıldığı günlere tanıklık etmiş biriydi. Ve buna rağmen umudunu hiç kaybetmedi. O hâlde... Haykıralım: "Umutsuz…

  • Çocuklarınız Sizin Değil — Daily Notes #21

    Bugün birçok ebeveyn, çocuklarını kendi hayatlarının bir uzantısı gibi görüyor. Ne giyeceklerinden, hangi okula gideceklerine, hangi mesleği seçeceklerinden, nasıl bir hayat yaşayacaklarına kadar pek çok konuda son sözü söylemek istiyor. Oysa bir çocuğun hayatını şekillendirmek ile onun yerine yaşamak arasında ince ama önemli bir çizgi var. Bir çocuğu dünyaya getirmek, onun hayatı üzerinde sınırsız bir söz hakkına sahip olmak anlamına gelmez oysa. Ebeveynlik, yönetmekten…

  • Onu hatırladıkça — Daily Notes #20

    Lisans yıllarında Can Dündar'ın "Aşka Dair" adlı yazısını okumuştum. "Eğer, O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz..." Galiba bu hisler sadece hatırladıkça değil, asıl gördükçe sarıyor insanı. Kendi payıma düşen yorumu eklememe izin verin o…

  • Bazı şeyler düzeltilmemeli 🙂 — Daily Notes #19

    Öncesinde şunu belirtmek istiyorum: Şu anda Ankara'da, yani 25 Temmuz 2026 saat 11.00 sularında, muhteşem bir hava var. Yağmur çiseliyor ve sıcaklık 20'lerde. İşte bu! Şehrin çirkinliğine inat, şu anda havamızın bir cazibesi var! 🙂 ODTÜ Kütüphanesi'nden ormana nazır koltuğuma geçip tezime devam etmeye hazırlanırken, bu sabah yaşadığım tatlı bir şeyi paylaşmak istedim. Sürekli gittiğim…

  • Biz erkekler — Daily Notes #18

    Ahmet Altan'ın O Yıl kitabında yazdığı ve sadece erkeklerin anlayabileceği o sözlere bütün yüreğimle katılıyorum. "Daha sonra Osman'a, 'Biz erkekler hep böyleyiz,' demişti. 'Zor zamanlarımızda kadınları düşünür, onlara sığınırız.'" Doğru. Ben mesela zor zamanlarımda -ki hayatımın kolay olduğu dönemleri hiç ama hiç anımsamıyorum- kendi animelerimden bir karakterin zihnimde bir tahayyülünü kurar, o karanlık dönemi onunla birlikte aşmaya çalışırım. Bunun mutlaka gerçek hayattan bir kadın olması gerekmez. Hatta A. Altan'ın sözüne bir ekleme yapacak…

  • Eylülde aynı yerde — Daily Notes #17

    Eylülde aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen notunu buldum kapında. Altına saat 16.00 diye yazmıştın ve 16.04 idi onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken, senin bana geç kaldığını... Murathan Mungan

  • İkinci Dalga Hayalciler — Daily Notes #16

    Önceki notlarımda, Türker Kılıç Hoca’dan esinlenerek "Kelebekler tırtıllardan daha hayalci, daha güçlüdür." yazmıştım. Bugün ODTÜ kampüsünde bir şey fark ettim: Bazı kelebekler, boyutları ve görünüşleriyle diğerlerinden farklı oldukları ilk bakışta anlaşılanlar, kısacık ömürlerini şehrin en güzel, en kokulu çiçeklerini bulmaya adıyorlar. Ömürlerinin belki de sadece yirmi dört saat olduğunu bilircesine, zamanla yarışmak yerine en cazibeli…

  • Uzatılmış aralıklı oruç 🙂 — Daily Notes #15

    Normal koşullarda zaten 15-16 saat hiçbir şey yememe hali benim uzun zamandır günlük pratiklerimden biri. Fakat geçen gün çok daha özel bir durum oldu. Zaten bir gün öncesinin 16 saatlik açlık süresine ek olarak, saat 14.00 gibi biten sınav görevi hasebiyle açlık üst sınırım 25 saate çıktı. Bu üst sınıra rağmen hiç açlık hissetmedim. Fakat…

  • We have rejections, too! — Daily Notes #14

    I keep receiving invitations to review papers for the same international journal. I still remember spending 6 dedicated hours thoroughly reviewing a manuscript for them, only to reject what was a terrible, so-called scientific paper. Since then, they’ve sent me invitation after invitation. I finally told them that my time is valuable. It seems their…

  • Bizler de Varız! — Daily Notes #13

    Bazı sözler zamanı aşacak ve ilelebet yaşayacak kudrette olur. Onlardan birisi bu topraklarda, "uçurumun kenarında yıkık bir ülke"nin kalbinden tüm dünyaya söylendi. "Biz ilhamımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan alıyoruz." İşte, yüzyıllardır dogmaların gölgesinde şekillenen Orta Doğu... Senin katı kuralların, sorgulanamaz sınırların ve değişmez doğruların varsa; İnsanlığın eleştirel aklına, bilimsel birikimine ve düşünce…

  • Kelebekler Tırtıllardan Daha Hayalcidir — Daily Notes #12

    Son zamanlarda sıklıkla takip ettiğim, kitaplarını altını çize çize okuduğum, Londra'daki danışmanımın ve arkadaşlarımın dikkatine sunduğum birisi: Prof. Türker Kılıç Hoca. Kendisini ve kendisinden beslendiğim hususları yalnızca bir kalıba koymak elbette yetersiz olur ama bu notta sürekli vurguladığı "Bağlantısallık" yerine başka, daha satır arasında bir şeyi yazacağım. Bugün yazdığım diğer notlara bakınca, günün anlam ve…

  • Laniakea — Daily Notes #11

    Loading...

  • Wherever She is — Daily Notes #10

    Birçok ülkede, masalsı şehirlerde ve kasabalarda bulundum. "Dünyanın en güzel yeri neresidir?" ya da "En çok nereyi beğendin?" diye sorsalar, hiç şüphe etmeden şunu söylerim: Dünyanın en güzel yeri "O"nun yaşadığı yer. 🙂 Yani "wherever she is.." Peki, bu tanımlama geçen yazdığım gibi Nazım'ın "Sen yoksun, yeryüzünün en güzel şehirlerinden biri boşaldı." dizesinin her yerde,…

  • Bazı Dizeler Neden Çevrilemez? — Daily Notes #09

    Sanırım çok zaman önce adını hatırlayamayacağım birinin paylaşımında görmüştüm. Şair Abdurrahim Karakoç'un Mihriban şiirindeki bir dizeye gönderme yaparak şöyle yazıyordu: "Ne kadar dil öğrensek veya kitap okusak da 'lambada titreyen alev üşüyor' dizesinin çevirisini hakkıyla yapamayız." Yapamayız. Yapamayız, Çeviremeyiz.. Hadi bunu da açıklayın!

  • İyinin ve Kötünün Ötesinde — Daily Notes #08

    Geçtiğimiz yıl bahar aylarında anneannemi kaybettik. Yaşı epey ilerlediği için insanın ölümü yakıştırdığı bir gidişti. Son dakikalarında annem onun yanındaymış. Vücuduna muktedir olamamasına rağmen bilinci yerindeymiş. Konuşamıyor, yalnızca mırıldanabiliyormuş. Annem, hemşirenin tuvalet ihtiyacı için korse getirdiğini, fakat anneannemin bunu o haldeyken bile reddettiğini söylediğinde çok etkilendim. Bilincinin yerinde olması nedeniyle kendisine asla yakıştıramadığı bir durum…

  • I want my time with you — Daily Notes #07

    Londra'da yaşarken en çok haz duyduğum şeylerden biri, evimle okulum arasında yer alan St. Pancras tren istasyonunun içinden geçmekti. Hem okula giderken hem de okuldan dönerken muhakkak istasyonun içinden geçerdim, bazı kafelere uğrar; insan trafiğini, Avrupa'nın farklı, heyecan verici şehirlerine gitmeye hazırlananların telaşını izlerdim. Her renkten, görünüşten insanlara tanık olurdum. İnanılmaz bir zenginlikti benim için.…

  • Kaç Milyar İnsan? — Daily Notes #06

    Düşünüyorum da, İçinde bilmem kaç milyar insan yaşıyor olsa da, dünya denen yer ne büyük bir yalnızlık..

  • Herkese Selam, Sana Hasret — Daily Notes #05

    Hani blog yazılarıma sürekli "Herkese merhaba" diye başlıyorum ya, aslında şunu yazmak istiyorum ama yazamıyorum: "Herkese selam, sana hasret..." Yazdıklarımın değil de yazmak istediklerimin kendini hissettirmesinin ağırlığını yaşıyorum hep. Ama yazamam.. Çünkü, "Moskova'da mektupları birer birer kendim dağıtırım adreslerine. Yalnız Memed'in mektubunu götüremem yerine. Hatta yollayamam. Nâzım'ın oğlu, haramiler kesmiş yolu, mektubunu vermezler."

  • İstanbul: Hâlâ şiirin tarafında — Daily Notes #04

    İstanbul'u dinliyorum…” gibi bir şeyle başlamak Orhan Veli'ye selam olur; ama çok klişe ifadeleri sevmiyorum. Dünyanın en lirik cümlesi bile tekrarlandıkça büyüsünü yitirmeye başlıyor. Belki de bu yüzden aynı şeyi farklı kelimelerle söylemenin yollarını arıyoruz. Bu "Daily Note"a başlamadan önce bu kez kısa tutacağıma dair kendime söz verdim. İçimdeki yazının yönünü ele geçirmeye çalışan kişiye…

  • 19/07/26 – Daily_Notes: On Another Self — Daily Notes #03

    Kısa bir İstanbul arasının sonuna geldik. Yoldayken dönüşte hep böyle bir "daily note" yazmayı düşündüm. Ankara'yı aradan geçen koca otuz küsur saat içerisinde özlemiş miyim, hiç sanmıyorum. 🙂 Yasin'imin ve eşi Dilara'nın düğün töreni nedeniyle, üstüne şu sıralar son "chapter"inde olduğum ama bir türlü ilerleyemediğim, yetiştirmem gereken doktora tezi dolayısıyla zaten sıkıldığım Ankara'dan küçük bir…

  • 17/07/26 – Daily Notes: On Envelopes (Mektuplar Üzerine) — Daily Notes #02

    Birinci Dünya Savaşı'nın ortalarında bizi ilgilendiren, belki de harp tarihlerinde eşi menendi pek görülmeyen (e.g., Konstantin Simonov: Bekle Beni) bir dizi sıra dışı olay yaşanır. Olaylar sıra dışı değilse bile, lütfen benim böyle tanımlamama izin verin. Hep birlikte sıra dışı diyelim onlara. Zira "kurtarıcı" olarak herkesçe bilinenin veya inanılanın aksine, benim için "romantik ve entelektüel"…